Hyundai Elantra\'ya Navigasyon!

İstanbul Auto Show 2012’de en fazla talep gören Hyundai modellerinden biri olan Elantra, aynı zamanda yeni donanım paketi ve navigasyon seçeneğiyle artık çok daha fonksiyonel hale geldi. More »

EuroNCAP’ten Yeni A3’e 4 ödül!

EuroNCAP, çarpışma testinde en iyi derece olan 5 Yıldız ile ödüllendirdiği Yeni A3’ü bu kez de aktif güvenlik sistemleri nedeniyle 4 Euro NCAP Advanced Ödülü’ne layık gördü! More »

Yeni Kia Pro_cee’d iF Tasarım Ödülüne Layık görüldü

Yeni Kia pro_cee’d, dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden biri sayılan iF ürün tasarım ödülünün sahibi oldu. Bu ödül Kia’nın, 2009 yılından beri aldığı beşinci iF tasarım ödülü oldu. More »

Yeni Kia Pro_cee’d iF Tasarım Ödülüne Layık görüldü

Yeni Clio Avrupa’da ve Türkiye’de, ‘Küçük Sınıf Araç’ kategorisinde 2012 Altın Direksiyon Ödülünü kazandı. More »

 

Escort Bayanlar için 2013 Deri Montlar

Escort Bayanlar için 2013 Deri Montlar

2013 Deri Mont Modelleri moda dünyasının son zamanlardaki şık gösteren renklerine sahip bir şekilde hazırlanmıştır.Sizler istanbul escort bayan olarak deri mont modellerini tercih ederek kendinizi ve seksiliğinizi ön plana koyabilirsiniz. Ayrıca seksi görünmek için çuvalla para harcamanıza gerek duyulmamaktadır. Çünkü artık sizler için deri mont modelleri farklı desenlerde tasarlanarak dizayn edilmiş durumdadır.
2013 Deri Mont Modelleri genellikle escortluk işi yapan bayanlar için farklılık ile hazırlanarak yapılmıştır. Escort bayan olarak sizler kendiniz için en güzelini ve en özelini tercih etmelisiniz. Bu nedenle her alanda olduğu gibi moda veya giyim konusunda da bir numara olabilirsiniz. Escort bayan arkadaşlara özel sunum ve tercih yapılmaktadır.

Otomobil fiyatları ucuzlayacak

otomobil-fiyatlari-ucuzlayacak-516d36c01a568

Türkiye\’de otomobil pazarına çekidüzen geliyor. Her isteyen Türkiye\’ye otomobil getirip satamayacak. Türkiye\’de üretim yetkisi verilen şirketlerin dışında üretim ve satış olmayacak. Lüks araçlara ise kota geliyor…

Başbakanlık otomobil yasası çıkarmak üzere harekete geçti. Oto piyasasına çeki düzen vermek için otomobil yasası çıkartılmasının ardından Türkiye\’de üretim yapacak firma sayısı belirlenecek. Bu firmaların ürettiği araçların dışında araç satılamayacak. Lüks otolara ise kota getiriliyor.

MEVCUT DURUM TAM KARMAŞA

Türkiye\’de üretim yapan beş otomobil firması onun yaklaşık iki katı da ithalatçı firmanın piyasaya sürdüğü yirmi markanın farklı modeli satılıyor. Araçların standartlarını firmalar belirliyor. Bu da otomobillerin fiyatlarını oluşturuyor. Ancak üretimde her firma kendi standardını kendisi belirliyor. Bu da tam bir karmaşa yaşanmasına neden oluyor. Hükümet bu karmaşanın önüne geçmek, fiyatları düşürüp standartları yükseltmek için çalışma başlattı. Bu amaçla özel bir firmaya araştırma yaptırıldı. Firmanın ön raporu Başbakanlığa ulaştı. İlk etapta Başbakan\’ın da beğendiği bu raporun anahatları önümüzde günlerde uygulamaya konulacak.

OTOMOBİL YASASI ÇIKARTILACAK

Buna göre önümüzdeki günlerde meclisten geçirilecek yasa ile Türkiye\’de otomobil üretimine standart getirilecek. Bu standartlarla otomobil üretecek şirketlerin sayısı dörde veya beşe indirilip ithalat da yasaklanacak. Yani Türkiye\’de otomobil satmak isteyen bir firma Türkiye\’de üretim yapmak zorunda olacak. Belli bir sene üretim izni alan firmalar, ürettikleri araçlarla Türkiye\’nin otomobil ihtiyacını karşılayacaklar.

ÜRETİM AVANTAJI VATANDAŞA YARAYACAK

Firmaların üretim standartları yasa ile belirlendiği, rekabet yapacağı firmalar azaldığı için fiyat ucuzlayacak. Kalite artacak. Yedek parçada yaşanan karmaşa ortadan kalkacak. İthalat yasaklanacağı için üretim yapan firmanın pazarı büyüyecek. 2012\’de yaklaşık % 10 düşüşle 777 bin oto satan Türkiye\’de üretim yapan firmaların pazarı büyüyecek.

Alzheimerde ŞOK Tedavi

alzheimerde-sok-tedavi-5161844f2f015

Alzheimer hastalığı tedavisinde, REEM Nöroloji Merkezinde uygulamaya başlanan, manyetik şoklama tekniği ile beyin hücre uyarımı tedavisi umut veriyor.
Alzheimer hastalığı, düşünce süreçlerini darmadağın edip, onlar zihinsel karmaşa ve engellenmişlik denizinde yelkensiz bırakan, düşkünleştirici ve ilerleyici unutkanlık ile karekterize bir beyin bozukluğudur. Tüm dünyada demansa yakalanmış 20 milyon birey vardır ve sayısız akraba ve dost büyük anne-babalarını, anne-babalarını veya eşlerini bu hastalığın pençesinde kıvranırken izlemek zorunda kalır.
Bugün artık hastalığın ileri biçimlerinde gündelik yaşam etkinlikleriyle bağlantılı işlevleri daha iyiye götüren ve bakım ve gözetim gereksinimini azaltan yeni tedaviler mevcuttur. Oysa hala daha Alzheimer hastalığı yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak geliştiğini düşünerek tedaviyi ihmal edenler vardır. Ayrıca, yaşlı insanların yanı sıra, ender olsa da genç ve orta yaşlı insanların da hastalığa tutulabileceği gerçeği de görmezden geliniyor.
Alzheimer hastası olan birey, sağlıklı, toplumun özerk bir bireyi olmaktan çıkıp, hastalığın ileri evrelerinde hem fiziksel hem de ruhsal açıdan tamamen başkalarına bağımlı biri haline gelmektedir.
Alzheimer hastalığının tedavisi de oldukça güç ve meşakkatli olup, sadece ABD’de ki maliyeti yıllık 100 milyar dolar civarındadır.
Bu kadar yüksek maliyete rağmen, kullanılan ilaçlarla ancak hastalığın seyrini yavaşlatabilmekteyiz.
Ancak tedavide yeni yeni gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle manyetik stimülasyon tedavisinin Alzheimer tedavisinde yeni bir ufuk açacağı kesin gözüyle bakılmaktadır.
Manyetik stimülasyonla beyinin belirli bölgelerine dışardan gönderilen elektromanyetik sinyallerin, gerek korteksteki hareket sistemi ile ilgili hücreleri gerekse limbik merkezlerdeki düşünce ve davranışlarla alakalı kognifif hücreler üzerine uyarıcı şok etkisi yaparak, hücre dejenerasyonunu düzeltiği, böylece hastalığın belirtilerinde ve bizatihi hastalığın kendisinde önemli düzelmeler sağladığı düşünülmektedir.
Ayrıntılı bilgi için bakınız: www.emg-eeg.com

DOKTORA GİTMİYORLAR

doktora-gitmiyorlar-516184364255d

A.A
Çağın hastalığı ve gün geçtikce sayısı artan Alzheimer hastaları doktora gitmiyor ve aileleri götürmüyor.
Alzheimer olanların erken teşhis ve ilaç tedavisi görmesinin yararlarına dikkati çeken Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı olan Dr. Mustafa Serkan Eröz, “Aile hastaya, ‘yaşlıdır, unutması normaldir’ gözüyle bakıyor.
Ne zaman hasta, evin içinde saçma sapan davranışlar sergileyip, pijamasını çıkarıp sokağa çırılçıplak fırlıyor o zaman alzheimer farkediliyor. Hasta, bu durumda getirilincede iş işten geçmiş oluyor” dedi.
Önce belli belirsiz bir unutkanlıkla başlayan ve yıllar geçtikçe ağırlaşan alzheimerın en önemli belirtisi unutkanlık olarak biliniyor. Sinsi ilerleyen bir hastalık olarak bilenen ve 60 yaş üzeri insanlarda görülen alzheimer geç farkediliyor. Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Mustafa Serkan Eröz, hastalığın kadınlarda erkeklere oranla iki kat dafa fazla görüldüğünü ve ailede daha evvelki bireyin annesinde, babasında, dedesinde bu tür rahatsızlık varsa görülme olasağılı normal bireylere göre 4 kat daha fazla arttığını söyledi.
Unutkanlığa, insanların normal olarak yaklaştığını söyleyen Dr. Eröz, “Alzheimer hastalığı 60 yaş üzeri başlar. En başta unutkanlıkla başlıyor. Kişi oğlunun ismini, az evvel neler yediğini unutabiliyor. Günleri karıştırıyor. Ama sorarsanız birey askerlik anısını çok rahat anlatabiliyor. Yakın dönemle ilgili şeyleri unutuyor. Erzurumdan konuşacak olursak unutkanlığa insanlar normal olarak yaklaşıyor.
Yani bir yaşlının unutkanlığının başlaması, ya bu işte yaşlıdır unutkanlığı bundandır diyorlar. Dolayısıyla bunun hastalık oluduğunu aile bireyleri çok geç farkediyor. Ne zaman fark ediliyor hastalık. Mesela erkek hastalarda çok ciddi cinsel davranış bozuklukları olabiliyor. Kişi evde bulunan gelinine kendi kızına ya da torunlarına, cinsel yönden toplum tarafından ayıp olarak karşılanabilecek davranışlarda bulunabiliyor.
Hezeyanlara kapılabiliyor. Kendisini öldüreceklerini MİT’in, FBI’ın, polisin, gizli örgütün takip edeceğini söyleyebiliyor.Ya da kendi eşyalarının çalındığından bahsedebiliyor. Ne zaman hasta, evin içinde saçma sapan davranışlar sergilemeyip, pijamasını çıkarıp sokağa çırılçıplak fırlıyor o zaman alzheimer farkediliyor.
Dolayısıyla bu şekilde de olduğunda aile paniğe kapalıp bizlere getiriyor. Hasta, bu durumda getirilincede iş işten geçmiş oluyor. Ama belli bir dönem dışında hastanın gidişatı takip edilse bize en başından getirilse hastalığı teşhis etsek, ondan sonra da bu hastalığın gidişatını yavaşlatan ilaçlar kullansak çok daha faydalı olacaktır” diye konuştu.
Alzheimer’ın başlangınıcının MR ile tesbit ediliceğini ve erken teşhis ile hastalığın ilerleyişini ve hastanın ve hasta yakınlarının hayatının karartmasına izin verilmeyeceğini anımsatan Dr. Eröz, “Erzurum için konuşacak olursak bizim demans hastamız yok. Bunama, alzheimer hastamız yok. Çünkü hasta getirilmiyor.
Burada bir araştırılma yapılsa muhtemelen hastalık görülmeyecek ya da çok az görülecektir. Bu sefer şey denilebilir Erzurum’da 2 bin metre rakımda yaşıyoruz. Yüksek kesimlerde yaşamak alzheimer hastalığın önlüyor gibi bir sonuç çıkacaktır. Buda tamamen insanları yanılgıya düşürür” dedi.

BEYNİNİZİ GÜÇLENDİRİN

beyninizi-guclendirin-516183e6e6d27

DHA
Uzmanlar öğrenmenin beyindeki nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğini açıkladı.
Öğrenmenin beyindeki nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğini söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Önder Akyürekli, alzheimer hastalığının yüksek eğitim görmüş kişilerde daha az görüldüğünü söyledi.
Ege Üniversitesi tarafından bu sene 8′inci kez düzenlenen Sağlık Halk Kongresi’nde beyin sağlığı ele alındı. Kongre kapsamında düzenlenen oturumun ilk konuşmacısı Prof.Dr. Önder Akyürekli, izleyicilere beynin görevleri ve işlevleri hakkında bilgiler verdi. İnsanın doğumuyla birlikte beyninde yaklaşık 100 milyar nörona sahip olduğunu belirten Prof.Dr. Akyürekli, “Tüm nöronların tükenmesi için 120 yıla ihtiyaç var, ancak çeşitli faktörler nedeniyle 70-80 yılda nöronların öldüğünü ve insan yaşamının sonlanmasına neden olduğunu görüyoruz” dedi.
Hastalık öncesi ve sonrasında yapılacak hafıza egzersizleriyle fonksiyon yetersizliklerinin yerine getirilebileceğini belirten Prof.Dr. Önder Akyürekli, öğrenmenin nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğinin altını çizdi.
ALZHEİMER YÜKSEK EĞİTİM GÖRMÜŞ KİŞİLERDE DAHA AZ
Konuşmasında Alzheimer hastalığına da değinen Prof.Dr. Akyürekli, bu hastalığın bellek, konuşma, algılama, soyutlama, yargılama, problem çözme gibi insani işlemlerin uygulanmasına engel olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Akyürekli, alzheimerin yüksek eğitim görmüş kişilerde daha az görüldüğünü; bunun nedeninin de beyni yoracak uzun süreli düşünme eylemi olduğunu belirtti.
STRESİ AZALTMAK İÇİN BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN
“Stres şişmanlatır ama biz zayıf kalmak istiyoruz” başlıklı konuşmasıyla EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç.Dr. Ali Saffet Gönül Türk insanında sıkça rastlanan bir rahatsızlık olan stresin, daha çok kadınlarda görüldüğünü söyledi. Doç.Dr. Ali Saffet Gönül, bunun nedeninin çocuklar, ev işleri, iş hayatı ve ilişkiler gibi pek çok farklı konunun sorumluluğunu üstlenmeleri olduğunu söyledi.
Özellikle çocuk bakımında koruma içgüdüsü nedeniyle stresin üst düzeyde olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Gönül, bunun da depresyona yol açtığını belirtti. Depresyon yaşayan kişilerde, değersizlik hissi, iyi haberlere ve gelişmelere dahi sevinememe, ölüm düşüncesi ve çaresizlik hissi görüldüğünü söyleyen Doç.Dr. Gönül, “Genetik yüklülük de kişilerde depresyona rastlanma olasılığını arttırır” diye konuştu.
Doç.Dr. Ali Saffet Gönül, stresi azaltmak için uygulanabilecek yöntemleri şöyle sıraladı:
“Hastaların öncelikle kendilerinde stres yaratanları yazması gerekir. Yazmak, söylemekten farklı olarak kişiyi konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Kişiler kendilerinde stres yaratan ve değiştirebilecekleri özelliklerini değiştirmeye çalışmalılar, değiştiremeyeceklerine karşı ise bakış açılarını değiştirmeye çalışmalılar. Gece çalışıp gündüz uyuyan kişilerde metabolizma ve ritim bozuklukları sıkça görülüyor. Bu tip kişilerde ortalama yaşam süresinin normal insanlardan 5 sene daha az olduğu görülmektedir. Eğer böyle bir durumda karşılaşılmışsa bile gündüz uyunacak yerin karanlık, gece çalışılacak yerin de aydınlık olması gereklidir.”
BAŞ AĞRISI BAŞ BELANIZ OLMASIN
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi İdiman, konuklara baş ağrısı ve migren hakkında açıklayıcı bilgiler sundu. Baş ağrısının nedeninin başka bir hastalıktan mı yoksa başlı başına bir hastalık mı olduğunun netleştirilmesinin hastanın tedavisinde en önemli nokta olduğunu ifade eden Prof.Dr. İdiman, baş ağrısından şikayetçi olan birey, 10 yaşın altında ya da 50 yaşın üstündeyse ve ağrı bir anda başladıysa, ağrı hafif başlayıp giderek şiddetlendiyse, ağrıyla beraber başka yakınmalar da oluştuysa, ağrı kesiciyle geçmiyor ve kronikleşiyorsa baş ağrısının başka bir hastalığın belirtisi olma riski taşıdığını vurguladı.
BAŞ AĞRISI ORANI YÜZDE 16
Türkiye’de baş ağrısı oranının yüzde 16 olduğunu söyleyen Prof.Dr. İdiman, bu oranın kadınlarda yüzde 22, erkeklerde ise yüzde 11 olduğunu ifade ederken, bu rakamların daha çok gençleri etkisi altına aldığına dikkat çekti. “Baş ağrısı yaşayan insanların, yüzde 53′ü iş görme kaybı yaşıyor ve yatak istirahatı yapıyor. Yüzde 9′u normal yaşamını devam ettirirken, yüzde 38′i bir miktar fonksiyon kaybı yaşıyor” diyen Prof.Dr. Fethi İdiman, baş ağrısının insan hayatını ne derece etkilediğini ortaya koydu.
Migren hastalığıyla ilgili çeşitli bilgilere konuşmasında yer veren Prof.Dr. İdiman, uyku ve beslenme düzensizliği, yorgunluk, hava durumu, koku-ses-ışığın normalden fazla olması, hormonal değişiklikler, travma, stres ve bazı besinlerin migreni tetikleyici etmenlerden olduğunu anlattı.

İLERİ YAŞ DEPRESYONU

ileri-yas-depresyonu-516174152b9cf

İleri yaşta depresyonun hem görülme sıklığı artar hem de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar.
Sağlığın, çeşitli organ fonksiyonlarının, eşin ve yakınların, işin ve statünün, gelir düzeyinin kaybı depresyona zemin hazırlar. Ayrıca ölüm gerçeğinin yakınlaşmış olması düşüncesi de depresyona davetiye çıkarır.
Gençlerde görülen klinik tablodan farklı olarak karışık ve şaşırtıcı belirtiler ortaya çıkabilir. Mevcut fiziksel şikâyetlerin kötüleşmesi, aşırı kilo kaybı, tedaviye yanıt vermeyen ağrılar, kabızlık, bedensel hezeyanlar (iç organların çürümesi gibi), şiddetli yorgunluk, bedensel uğraşıların artması, yoğun kaygı, unutkanlık (bunamayı taklit eder şekilde), kişilik değişiklikleri ve ileri yaşta başlayan alkol bağımlılığı depresyon yönünden uyarıcı olmalıdır. Ayrıca “ben bu dünyada gereksizim” şeklinde değersizlik fikirleri, suçluluk duyguları, toplumdan kaçınma, yatağından çıkmama, altını ıslatma, beslenmeyi reddetme gibi belirtiler de ön plandadır.
Hastalar tarafından “vaktinizi ve paranızı boşa harcattığım için özür dilerim”, “çabalamak için hiçbir neden yok, nasıl olsa birkaç gün içinde öleceğim” şeklinde ifadeler sık kullanılır.
İntihar düşünceleri daha nadir bulunur, ancak ölümle sonuçlanan intihar girişimleri daha sık görülür. İntihar girişiminde bulunmuş yaşlıların %40′ının ölümlerinden bir hafta önce bir hekim tarafından görüldüğü bildirilmiştir. Dolayısıyla intihardan bahseden bir yaşlı hastada çok dikkatli olunmalıdır.
Depresyon fiziksel hastalığın bir parçası veya bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bazen henüz tespit edilmemiş bir kanserin ilk belirtileri depresif şikâyetler olarak görülebilir. Bu nedenle hasta mutlaka organik açıdan incelenmelidir.
Yaşlıda depresyonun normal olabileceği ile ilgili yanlış düşünce tanı ve tedaviyi güçleştirir.
En sık görülen belirtiler
Tedaviye cevap vermeyen vücut ağrıları Huzursuzluk Durgunluk, çevreden kaçınma Garip bedensel şikâyetler Beceri kayıpları Kaygı Unutkanlık ve dikkat azalması Yorgunluk Sık sık hastaneye başvurma ve tahliller yaptırma Uyku bozuklukları Sosyal ilişkilerde bozulma Cinsel sorunlar Aşırı alkol tüketimi Tedavileri reddetme veya uyumsuzluk

Alzheimer Anneden Genle mi Geçiyor

alzheimer-anneden-genle-mi-geciyor-516173f8b98be

Kansas Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının gözlemlerine göre, birinci derece yakınlarında Alzheimer hastalığı olanların Alzheimer’a yakalanma olasılığı diğer kişilere nazaran daha yüksek. Araştırma ekibinden Dr. Robyn Honea DPhil, özellikle annesi Alzheimer olanlarda bu ihtimalin daha da arttığını iddia ediyor. Yaptıkları istatistiksel araştırmada, herhangi bir rahatsızlığı olmayan 60 yaş ve üzeri gönüllülerin beyin tarama sonuçları 3 boyutlu haritalama yöntemiyle 2 sene süreyle incelenmiş. Bu gruptan 32 kişinin aile bireylerinde herhangi beyinsel bir hastalık yokmuş ve hepsinin sonuçları sağlıklı çıkmış. Geri kalan gruptan babası ya da annesi Alzheimer hastalığı olanların beyinlerindeki gri tabakanın daha kalın olduğu dikkati çekmiş. Normalde Alzheimer hastalarında gözlenen bu olgu, özellikle annesi Alzheimer olanlarda babası Alzheimer olanlara oranla 10 kez daha yüksek oranda görülmüş.
Bu gönüllülerde görülen diğer bir olgu da beyinlerinin her sene 1.5 kez daha çabuk büzüşmesi. Beyin büzüşmesi ve atrofisi Alzheimer hastalarının ana problemlerinden biridir. Dr. Honea’ya göre, elde edilen bu sonuçlar Alzheimer’ın genetik olarak nasıl geçtiğinin anlaşılmasında bir çığır açacak ve belki de potansiyel bir tedavi geliştirilmesine önayak olacak. Bu araştırmanın detayları Neurology isimli bilimsel dergide yayımlanmıştır.
Habertürk
 

İKİ DİL BİLMEK BUNAMAYI GECİKTİRİYOR

iki-dil-bilmek-bunamayi-geciktiriyor-516173dd61bb5

İnsanın çift dilli oluşunun bunamayı geciktirdiği anlaşıldı. Kanadalı araştırmacıların bulgusuna göre, iki dil konuşan insanlarda bunama belirtileri daha geç ortaya çıkıyor.
Toronto üniversitesinden bir ekibin bilişsel sorunları olan 184 yaşlı arasında yaptığı çalışma, iki dile sahip olmakla bunamanın geç ortaya çıkması arasında bağlantı bulunduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, tek dilli kimselerde bunama belirtileri ortalama 71,4 yaşında, çift dillilerde ise 75,5 yaşında ortaya çıkıyor. Eğitim durumu, cinsiyet ve sosyal çevre, bu durumu değiştirmiyor.
Uzmanlar, bunamaya karşı hiçbir ilacın iki dilli olmak kadar muhteşem sonuç sağlamadığını vurguladı. Araştırma sonuçları, “Neuropsychologia” dergisinde şubatta yayımlanacak.
KAYNAK: http://www.hurriyet.com.tr

BUNAMAYA KARŞI MANYETİK DALGA (TMS)

bunamaya-karsi-manyetik-dalga-tms-516173c01e712

İngiltere’de, beyne manyetik dalga vererek, ihtiyarlıkta görülen bunamaların önlenebileceği açıklandı. Aynı yöntem, kişinin resim yapmasını da geliştiriyor.
Nevsal Elevli
LONDRA Nöroloji Enstitüsü doktorlarından Prof. John Rothwell, beyne manyetik dalga vererek, ihtiyarlık yıllarında görülen bunamaların önlenebileceğini bildirdi. Rothwell, aynı yöntemle kişinin resim yapma veya güzel yazı yazma gibi yeteneklerinin de geliştirilebileceğini açıkladı. Transcranial Magnetic Stimulation – tms (kafatasından manyetik uyarı) sistemi, ilk kez 20 sene önce Sheffield Üniversitesi’nden Prof. Anthony Barker tarafından uygulandı.
Beynin işlevi artıyor
TMS yöntemini hastaları üzerinde uygulayan Prof. Rothwell, bu teknik sayesinde 40 saniyelik bir uyarma ile beynin bazı kısımlarının işlevini 1 saat süreyle artırabildiklerini, bazılarınınkini de azaltabildiklerini söyledi. Prof. Rothwell’in ekibinden John McDougall, “Araştırmalarımızla TMS’nin resim yapmayı ve yazıda tashih yapma oranını düşürdüğünü gösterdik. Başka araştırma gruplarının çalışmaları da aynı neticeyi elde ettiler” dedi.
Beynim nasıl ‘gıdıklandı’?
Londra muhabirimiz Nevsal Elevli, Dr. Rothwell’in seansında yaşadığı deneyimi şöyle aktardı: Queen meydanında beynimin ‘gıdıklandığı’ Nöroloji Enstitüsü’ndeyim. Rothwell ilk manyetik dalgayı verdiğinde kafa derim büzülmüş gibi hissetim. Daha sonra siyah bir anahtarı başıma dayayıp elektronik bir kutu üzerindeki düğmeleri çevirince alnıma birisi sanki kalemin tersiyle vurdu. Rothwell, beynime 20 saniye zarfında akım vermeye başladı. Çenemde bir titreme ve dişçide duyulan gibi bir acı hissettim. Çıktığımda bir yaratıcılık gelmiş miydi bilmiyorum ama bir şey apaçık ortadaydı: İnanılmaz bir kahkaha atma isteği. Bir de şarkı söylemek ister gibi bir duygu.
REEM NöropsikiyatriTel : 0212 281 91 91
0212 417 88 88
Adres : Levent Cad. Altzeren Sok. No:19 1.Levent / BeşiktaşE-Mail : info@emg-eeg.comWeb : http://www.emg-eeg.com

ALZHEİMER HASTALIĞI

alzheimer-hastaligi-516173b270627

Alzheimer Hastalığı,50 yaşından itibaren yavaş bir seyirle her iki cinste de ortaya çıkabilen genetik-ilişkili bir beyin hastalığıdır.
Hastalığın en sık ortaya çıkış tarzı tekrarlayıcı bellek kusurlarıdır.Hasta adayı bu kusurların farkındadır ama önüne geçemez.Bir süre sonra bu durum yakınları tarafından farkedilir.Bu aşamada yapılan başvurularda hastalığın erken tanısı mümkündür.Erken tanı da tedavi ve ilerlemenin kontrolu için imkanları arttırır.İlerle-yen hastalıktaki bulgular üç ana grupta toplanır.Bunlar;bellek problemleri,davranış problemleri ve gündelik yaşamı idame problemleridir.Bellek problemi daha çok yakın dönem içinde öğrenilenlerin unutulması ve yeni şeylerin yeterince öğrenilememesi biçiminde ortaya çıkar.
Buna karşılık,hastaların çoğu eski olayları net biçimde hatırlıyabilirler.Davranış problemleri kendi içinde iki gruba ayrılır.Bunlar;depresif ya da ona benzeyen yakınmalar ve ajitasyon, irritasyon,paranoya gibi daha aktif davranış bozuklularıdır.Hastalarda gündelik yaşam aktiviteleri giderek etkilenir.Bunlar arasında evde anahtar unutma,yemeğin altını yakma, alışverişte yaşanan karışıklıklar ve kişisel temizlik ve hijyene özen gösterememe gibi bozukluklar vardır.
Alzheimer Hastalığı tüm dünyada en sık raslanan bunama hastalığıdır.Her Alzheimer’li bunama belirtileri gösterir ama her bunama Alzheimer Hastalığı değildir.Çünkü bunamaya neden olan ve Alzheimer’le karıştırılabilecek diğer nedenler de mevcuttur.Bunların bir bölümü tedavi imkanları Alzheimer gibi sınırlı hastalıklar olmakla birlikte bir bölümü de tedavisi mümkün durumlardır.Depresyon,tiroid hastalığı,B12 vitamin eksikliği,bazı ilaç etkileşimleri Alzheimer’e benzer tablolar yaratırlar ve bunların tedavisi mümkündür.
Alzheimer Hastalığına yol açan kromozom anormallikleri saptanmıştır.Bunlar 1,14,19 ve 21 kromozomlarla ilgilidir.Kromozom 12 ise şüphelidir.Bu kromozomlardan kaynaklanan anormal proteinler tanımlanmıştır.Bu gelişmeler sonucunda beyinde 50 yaşları gibi erken ya da 80 yaşları gibi geç yaşlarda bazı anormal gelişmeler yaşanmaya başlar.Bunlar beyin kabuğundaki hızlı erime,beyin sıvısında artma ve beyin dokusunda anormal proteinlerin yarattığı plak oluşumlarıdır.
Alzheimer Hastalığının tedavisinde son yollarda büyük gelişmeler olmuştur.Bu tedavileri iki ana grupta toplamak mümkündür.Bunlar bellek bozukluğuna yönelik tedaviler ve davranış bozukluklarına yönelik tedavilerdir.Bellek bozukluğuna yönelik tedavilerde esas,beyinde bellek sistemiyle ilgili ana madde olan asetilkolin’den daha fazla yararlanma tedavisidir. Bu konuda ülkemizde ileri ülkelerin imkanları mevcuttur.Davranış bozuklukları arasında sık görülen depresyon ve psikotik bulgular içinde durum aynıdır.
Alzheimer Hastalığının tanısında genellikle geç kalınmaktadır.Bu da tedavi imkanlarını kısıtlamaktadır.Son yıllardaki tecrübelerim erken tanı konulan hastalarda ilerleme hızının kontrol altına alınabildiğini göstermektedir.Erken tanının konulabilmesi için de sadece bellek yakınmasının olduğu aşamada doktora başvurmak ve lazım incelemelerden geçmek gerekir.Hastalık şüphesi duyulan durumlarda önleyici tedaviye başlamak yararlıdır.

ACS Rent a car ile, li rent a car sitesine alt yapı çalışmaları yapılmaktadır.Amacımız Türkiyede Bulunan Kaliteli oto kiralama firmalarını sizlere sunmaktır.